Web adresimden de anlaşılacağı üzere yazılarımın büyük bölümü sitem içeren metinlerden oluşacak. Bu sitemler çoğu zaman ülkemizin ve dünyanın gidişatını değiştirmeye çalışanlara, demokrasiyi dillerinden düşürmeyip uygulamada demokrasiyle ilgisi olmayanlara ve zaman zaman da umut bağladığımız halde beklentilerimizi karşılayamayanlara olacak.
İlk yazımdaki sitemim; en çok demokrasiden bahseden ancak demokratik kültürü içselleştirememiş , halkın iradesini yalnızca kendi çıkarları doğrultusunda hatırlayan atanmışlara ve biraz da bizim umutlarımızı boşa çıkaran seçilmişlere olacak.
O halde başlayalım…
Şunu çok açık yüreklilikle söylemeliyim ki; en koyu Kılıçdaroğlu taraftarlarından biri olarak, yıllarca karşı mahallenin kullandığı bir ifadeyi bugün ben de kullanmak istiyorum. Tırnak içinde ve büyük harflerle:
“KANDIRILDIK.”
Evet, kandırıldık.
Hâlbuki dedecim, biz seni çok sevmiştik. Biliyor musun, o kadar seçim kaybetmene rağmen her yeni seçim döneminde “Bu sefer olacak.” diyenler yine bizdik. Altılı masada elini kolunu bağlamaya çalışanlara rağmen aday olmanı en çok isteyenler de bizdik. Çevremizdeki birçok insanın itirazlarına, “Kazanamaz.” diyenlere, geleceği gördüğünü iddia edenlere rağmen seni savunan yine bizdik.
Adalet Yürüyüşünde kilometrelerce yolu seninle birlikte yürüyenler bizdik. Hak, hukuk ve adalet sloganlarının sadece bir siyasi söylem değil, samimi bir mücadele olduğuna inananlar da bizdik. Sana yumruk atıldığında tepki gösteren, sana yönelik saldırıları demokrasiye yapılmış bir saldırı olarak gören ve seni korumaya çalışanlar da yine bizdik.
Çünkü biz, senin şahsında farklı bir siyaset anlayışının mümkün olduğuna inanmıştık. Kavgadan uzak, sakin, uzlaşmacı ve dürüst bir siyasetçinin bu ülkeyi değiştirebileceğini düşünmüştük. Belki de en büyük hatamız buydu; insanlara olması gerektiği gibi değil, olmasını istediğimiz gibi bakmak.
Seçim yaklaştıkça umutlarımız büyüdü. Ekonomik krizden bunalanlar, adalet arayanlar, gençlerin geleceğe dair kaygılarını görenler, emeklilerin ve çalışanların yaşadığı sıkıntıları hissedenler olarak değişimin mümkün olduğuna inandık. Sandık günü geldiğinde sadece bir aday için değil, bir umut için oy kullandık.
Sonra ne oldu?
Seçim kaybedildi tabi. Kazanmanın yanında kaybetmekte vardır hayatta . Ancak asıl kırgınlık seçim sonucundan değil, sonrasında yaşananlardan kaynaklandı. Çünkü bizler bir özeleştiri bekledik. Hataların açıkça konuşulmasını, sorumluluk alınmasını ve yeni bir yol haritası çizilmesini bekledik. Bunun yerine suskunluklar, koltuk tartışmaları ve bitmek bilmeyen iç çekişmeler gördük.
İşte tam da bu yüzden bugün “Kandırıldık.” diyoruz.
Bu söz yalnızca bir kişiye yönelik değil. Bu söz, yıllardır halkın karşısına çıkıp demokrasi dersi vermeye çalışan ama eleştiriye tahammül edemeyen herkese yönelik. Bu söz, halkın iradesinden bahsedip halkın sesini duymayanlara yönelik. Bu söz, seçimi kazandığında demokrasiyi hatırlayan, kaybettiğinde ise mazeret üreten siyaset anlayışına yönelik.

Birazda seçilmişlere eleştiri getirelim. Artık zaman kaybetmenin zamanı değil. Evet CHP’yi bölmek istemeyiz , CHP’yi terk etmek istemeyiz lakin şuan adaletin geç tecelli edeceği bir dönüm noktasındayız. Biran önce baskın bir seçime hazırlanmalı ve atanmışlardan kopup yeni parti kurulmalı. Tabiri caiz ise hız sınırını aşmalı ve yeni partiye odaklanıp insanları partiye odaklamalı , partiyi biran önce Türkiye’nin en ücra köşesine kadar tanıtmalıyız. Artık bu sorumluluğu almalısınız. Yeni Partinin ilk üyesi ben olacağım elbette. +1 içinde var gücüm ile çalışacağım.
Bizler oy veririz, destekleriz, savunuruz. Ama gerektiğinde eleştiririz de. Çünkü demokrasi alkışlamak kadar hesap sormayı da gerektirir.
Bu yüzden bugün bu satırları bir öfke ile değil, büyük bir hayal kırıklığı ile yazıyorum.
Merhaba Türkiye…
Sanırım artık birbirimize doğruları söylemenin zamanı geldi.














