Web adresimden de anlaşılacağı üzere bu satırlarda bolca sitem bulacaksınız.Kimi zaman iktidara, kimi zaman muhalefete…Kimi zaman kendisini milletin efendisi sanan atanmışlara, kimi zaman da milletin oyuyla seçildiğini unutup koltuğunu kutsallaştıran seçilmişlere…Çünkü bu ülkede artık herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyor.Herkes demokrasiden bahsediyor ama kimsenin demokrasiyle gerçek anlamda bir ilişkisi yok.Demokrasi, işine geldiğinde sarılıp işine gelmediğinde rafa kaldırılan bir süs eşyasına dönüştürülmüş durumda.İlk sitemim de tam olarak buna…Özellikle de yıllarca umut bağladığımız, savunduğumuz, eleştirilince koruduğumuz ve sonunda büyük bir hayal kırıklığı yaşadığımız siyasetçilere.Şunu çok açık söylemek istiyorum:Ben, yıllarca Kemal Kılıçdaroğlu’nu savunmuş insanlardan biriyim.Karşı mahalleden duyduğumuz bir sözü bugün ben kullanıyorum:”KANDIRILDIK.”Evet…Kandırıldık.Ama bizi kandıran sadece bir kişi değildi.Bizi kandıran, bu ülkenin siyaset kültürüydü.Bizi kandıran, başarısızlığı başarı gibi pazarlayan siyasal anlayıştı.Bizi kandıran, her seçim yenilgisinden sonra aynı yüzleri önümüze koyup farklı sonuç beklememizi isteyen sistemdi.Yıllarca dedik ki;”Bu sefer olacak.”Her seçim sonrası dedik ki;”Şartlar eşit değildi.”Bir sonraki seçimde dedik ki;”Bu kez toplum hazır.”Daha sonra dedik ki;”Bu kez ittifak güçlü.”Sonra dedik ki;”Bu kez aday doğru.”Ama sonuç hep aynı oldu.Kaybedilen seçimler…Kaybedilen yıllar…Kaybedilen umutlar…Ve en önemlisi; kaybedilen güven…Üstelik sorun seçim kaybetmek de değildi.Siyasette kazanmak da vardır kaybetmek de.Asıl sorun, kaybetmeyi bile becerememekti.Demokrasiden söz edenlerin en küçük özeleştiriyi bile yapamamasıydı.Halktan hesap isteyenlerin halka hesap vermemesiydi.Koltuklarını bırakmayanların gençlere değişim dersi vermesiydi.İşte burada sitemim sadece muhalefete değil.Bu ülkenin bütün siyasi aktörlerine…Çünkü iktidarıyla muhalefetiyle yıllardır aynı filmi izliyoruz.Bir taraf sürekli mağdur.Diğer taraf sürekli haklı.Ama nedense vatandaş sürekli kaybediyor.Ekonomi bozuluyor, suçlu başkası.Adalet tartışılıyor, suçlu başkası.Gençler ülkeyi terk etmek istiyor, suçlu başkası.Emekli geçinemiyor, suçlu başkası.Çiftçi üretemiyor, suçlu başkası.Esnaf ayakta kalamıyor, suçlu başkası.Bu ülkede herkes masum.Bir tek millet suçlu.Çünkü seçim zamanı geldiğinde herkes millete gider.Ama seçim bittikten sonra millet yine unutulur.Sonra çıkarlar televizyon ekranlarına…Demokrasiden bahsederler.Millet iradesinden bahsederler.Halktan bahsederler.Oysa halkı sadece seçim günü hatırlarlar.Sandık kapanınca vatandaş yine yalnız kalır.Bir başka mesele de şu:Bu ülkede bazı atanmışlar var ki kendilerini seçilmişlerden üstün görüyor.Bazı seçilmişler var ki kendilerini milletin üstünde görüyor.Birileri devleti kendi malı sanıyor.Diğerleri de halkın verdiği yetkiyi sınırsız bir güç zannediyor.Oysa demokrasi ne atanmışların vesayetidir ne de seçilmişlerin saltanatı.Demokrasi, millet adına hareket ettiğini söyleyen herkesin millete hesap verebilmesidir.Bugün Türkiye’nin en büyük krizlerinden biri ekonomik kriz değildir.En büyük kriz güven krizidir.Vatandaş artık kimseye güvenmiyor.Verilen sözlere güvenmiyor.Açıklanan rakamlara güvenmiyor.Seçim vaatlerine güvenmiyor.Muhalefetin değişim söylemine güvenmiyor.İktidarın reform söylemine güvenmiyor.Çünkü yıllardır aynı şeyleri duyuyor.Farklı cümleler kuruluyor ama aynı siyaset yapılıyor.Farklı yüzler geliyor ama aynı alışkanlıklar devam ediyor.Sonra dönüp gençlere umut aşılamaya çalışıyoruz.Nasıl?Hangi umutla?Üniversite mezunu bir genç geleceğini başka ülkelerde arıyorsa, burada bir başarı hikâyesi yoktur.Emekli ömrünün sonunda yaşam mücadelesi veriyorsa, burada bir başarı hikâyesi yoktur.Adaletin tarafsızlığı tartışılıyorsa, burada bir başarı hikâyesi yoktur.İnsanlar siyasi görüşlerinden dolayı birbirine düşman hale gelmişse, burada bir başarı hikâyesi yoktur.Ve artık birilerinin çıkıp gerçeği söylemesi gerekiyor.Türkiye’nin sorunu sadece iktidar değildir.Türkiye’nin sorunu sadece muhalefet de değildir.Türkiye’nin sorunu; eleştirilemeyen liderler, sorgulanamayan kurumlar ve hesap vermeyi zayıflık sanan siyaset anlayışıdır.Belki de bu yüzden bugün en büyük sitemim herhangi bir kişiye değil…Bu düzenedir.Çünkü bu düzen başarısız olanı ödüllendiriyor, başarılı olanı cezalandırıyor.Bu düzen sadakati liyakatin önüne koyuyor.Bu düzen vatandaşın sesini duymuyor ama alkışını bekliyor.İşte bu yüzden yazıyorum.Öfkeden değil.Kırgınlıktan.Nefretten değil.Hayal kırıklığından.Ve hâlâ bu ülkenin daha iyi bir geleceği hak ettiğine inandığım için…Merhaba Türkiye.Umarım bir gün demokrasiyi sadece konuşan değil, yaşayan bir ülke olmayı başarabiliriz.













